Now Playing Tracks

İş için görüşmeye gidiyorsun ve utanmasalar sana: “İspanyol asıllı, iyi derecede rusça konuşabilen; fakat görünüş olarak Meksikalılara benzemesini tercih ettiğimiz bir çaycı arıyoruz.” diyecekler.

Beklerken bir kaç saat geçti. Yanımdan üç beş otobüs, beş on kedi, yirmi otuz insan geçti. Parkın üzerinden siyahın bir sürü tonu geçti. Sıkılıp eve döndüm, kumanadaya gitti elim, ekrandan peş peşe programlar geçti. Önümden elinde çay bardağıyla annem geçti. Uzaktan trenler geçti. İçimden kısık sesle söylenen şarkılar geçti. Hatta bir ara içim geçti. Beklerken bir sürü şey geçti, zaman bir türlü geçmedi.

Geçmeyen gecelerin,
radyoda çalıp sigara yaktıran şarkıların,
gelmeyen sevgililerin,
çekip giden orospu çocuklarının,
hayallerimizi elimizden alanların,
insanlara olan güvenimizi boşa çıkartanların,
paragözlerin,
yalakaların,
kahpelerin,
kaşarların,
kaçırdığım otobüslerin,
gitmek isteyipte gidemediğim şehirlerin,
insanları kullananların,
arkadaşlarını satanların,
annesine babasına sahip çıkmayanların,
her sikime sansür koyan rtük’ün,
alkolü yasaklayanların,
kaçak çay sevmeyenin,
ayakçıların,
pezevenklerin.

Canı Cehenneme.

ben hayatımda ilk kez böyle kül yutuyorum sabaha karşı. 
ne ezanı duyuyorum, ne telaşlı sofraları. 
uyutmayan yokluğun desem yarısı yalan, 
düzinelerce yalan da söylerim, 
kalbimde koşan kısrakların nal sesleri,
ben hiç böyle ezilmedim.

uyudun, saatler erken denecek kadardı.
çıldırmış, delirmiş, kudurmuş mavileri örttün.
hayat bu kadar, 
hayatım ilk kez bu kadar.
birilerini aşk bağırtıyor, birilerini kanayan kasıklar.

We make Tumblr themes